Real Estate

21 views

Allah'ın Varlığı Konusunda Erken Dönem İslam Teologları

Allah'ın Varlığı Konusunda Erken Dönem İslam Teologları
of 15
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Share
Tags
Transcript
  KELAM ARAŞTIRMALARI 12:1 (2014), s s.383-398.   ALLAH’IN VARLIĞI KONUSUNDA ERKEN DÖNEM İSLÂM TEOLOGLARI *   Yazan. Prof. Dr. Josef van Ess Tübingen Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi   Çev. Yrd.   Doç. Mehmet Bulğen   Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı   “Tanrı öldü” demenin  d ünyanın bu kısmında hala popüle r olup olmadığını  tam olarak  bilmiyorum. O’nun varlığı keşfedildiği gibi   Tanrı hakkındaki fikirler de   ölümlüdür. Ancak  ,  biz şundan iyice emin olabiliriz ki, biz O’nu inancımızla  beslemeyi kestiğimiz için, O da  ehemmiyetini kaybetti. Çok iyi    bilindiği   üzere Orta Çağlar O’na farklı davranıyordu: O zamanlar O evrensel düzeyde saygı gör  mekten hoşnut   güçlü  bir aile babasıydı   (  pater familias ). Hal böyleyken  bazen O’nun   varlığını kanıtlama ya girişi lmesi gariptir  . O’nun gözden kaçma  ya da görmezden gelinme ihtimali yoktu. İnsanlar     bu ispat işine   öyle büyük varoluşsal ıstıraplar çektikleri için değil, sistematik olma gayretiyle girişiyorlardı. Bu durumda, kendi yaptıkları işi fazla ciddiye almayan bu insanların yaptıklarını ciddiye almanın ne kadar makul olduğunu sormak, gayet makul görünüyor. Benim burada onların Allah’ın varlığı   için getirdikleri normal  deliller hakkında konuşmak isteme memin sebebi budur. Tanrı’nın var olmadığını kanıtlamaya çalışan insanlar hakkında  da aynı şey geçerlidir  , zira o dönemde böyle insanlar yoktur. Dolayısıyla ben Tanrı’nın varlığını kanıtlamada çok fazla delil kullanılmasından şüphe duyan lar ve onların muhalifleri hakkında konuşmak istiyorum. A ffınıza sığınarak  , B atı’nın  resme ancak üstü kapalı bir mukayese ile girdiğini belirtmeliyim :  başlangıçta Müslüman teolo  jisinin kökleri bazen Hı ristiyan düşüncesindeki ile aynıdır   ve sonda bu Müslüman teologlar tarafından tasarlanan fikirlerden biri mode rn Batı düşüncesinin  bir ayrıcalığı addedilir  . A radaki gelişme bana ziyadesiyle İslâmî karakterde görülen dahili  bir süreçtir  . Müslüman teologların isimler  i genel olarak bilindiği söylenemeyeceği için , işe öncelikle oyun karakterlerini tanıtmakla  (dramatis personae)  başlayalım : Harun Reşî d (170/786-193/809) ve oğlu el -Me ’ mun (198/813-218/832) zamanında serpilen Ebü’l - Hüzeyl   (ö. 226/841) ; 1   klasik Arap edebiyatının en iyi si - veya en azından en iyi nesir yazarı - olarak bilinen C âhız   (ö. 255/869) ; 2  ve on ların hepsinin mensup   1  K  rş. H.S. Nyberg, “Abu’l -Hudhayl al- ‘Allaf”,  Enycylopedia of Islam , second edition (EI 2 ), I 127 vd. 2   krş. Ch. Pellat, “al - Djahiz”,  EI  2 , II 385 vd.  384 Prof.Dr.Josef vann Ess, Çev. Yrd.Doç.Dr. Mehmet BULGEN   ____________________________________________________________________________ ol duğu okul olan Mu’tezile’nin büyü k sistem kurucusu olan Cübbâî (ö. 303/915) 3 . İslam Kelamı’nın   ilk açan çiçeği olarak  bilinen bu okul, sonraki nesillerin gözünde sapk  ınlık şüphesiyle gölgelenir: Öğrencileri arasında, Mu’tezile doktrinine   karşı   isyan eden meşhur Eş’arî’yi   (ö. 324/935)    barındıran ise Cübbâî’den başkası değildir  . 4  O, Müslüman dünyanın  b üyük bir kısmının "Ortodoks/Sünnî”  teolojisi sayılan Eş’ariliğ in kurucusu olacaktı r  . Bu gelişme araştırmamızın zorluk derecesini açıklamaktadır: bizim meşgul olduğumuz   materyal bir kaç dağınık f  ragmandan veya art niyetli muhaliflerinin kindar yorumlarından başkası değildir  . B u nedenle eğer biz erken dönem M u ’tezile düşüncesi hakkında bir şeyler bilmek istiyorsak  , dikkatli yeniden inşa yöntemine    başvurmak zorundayız . Mu’tezililer    arasındaki herkes Tanrı’nın varlığını nasıl kanıt lamak zorunda olduğunu bilirdi : örneğin bu dünyadaki her şeyin mümkün geçiciliğinden  yola çıkıl abilirdi; e novitate mundior delilinde ise biri, evrensel düzenin gizemi  teleolojik delil olarak işaret ede  bilirdi . Ebü’l - Hüzeyl birinci alternatifi seçti: bütün bu mümkün varlıklar   kendilerini varlığa getiren bir Yüce Varlık’a   ihtiyaç duymaktadır. 5  Evren atomların ve arazların bir birleşimidir, bu bulmacayı bir araya getiren Tanrı’dır  ; şeyler kendilerinde özsel  bir doğaya  veya mahiy ete sahip değildirler. Tanrı onların sürekliliğini ve kararlığını yaratır; O  her şeye kadir dikkatini çektiği anda onlar tuzla  buz olurlar ve ya basitçe yokluğa düşer  ler. 6  Teleolojik delilin  bu şekilde k  aotik evren tasavvuruna uyması  biraz zordur. Bu daha ziyade doğaya büyük bir özerklik veren yazarlar tarafından kullanılmaktadır.  Dramatis persone   halkasının öte sine gitmemek için yanlışlıkla Câhı z ’a atfedilmiş gibi görünen  bir metin durumundaki  K  itâbü’d  - delâ’il  - ve’l  - itibâ r  ’dan    bahsetmek istiyorum. Yunan kaynaklarının  yani Sözde - Plutarch’ın  Platica Philosphorum ’u  ve onun Hıristiyan  seleflerine, örneğin  Tarsuslu Diordorus ve onun  Prei Pronoias’  ına, daima çekici geldiği haliyle tasarım argümanı  biraz aşırı detaylıca geliştirilmiştir. 7   3   krş. L. Gardet, “al - Djubba’i”,  EI  2 , II 569. 4   krş. W.M. Watt, “al - Ash’ari, Abu’l - Hasan”, EI 2 , I 694. 5   krş. Kâdî Abdülcebbâr, el-  Muhît bi’t  - teklîf   (ed. ‘Azmi Kahire) s. 75, 19 vd. (ed. Houben, Beyrut 1965) s. 68, 5 vd.; a.g.mlf. Şerhu’l  - usuli’l  -hamse   (ed. Abdülkerim Osman) Kahire 1384/1965, s. 95, 9 vd. 6   krş. R.M.Frank, The  Metaphysic of Created Being According to Abu’l  -Hudhayl al- ‘Allaf  , İstanbul 1966 birçok yere bk.   7   Metin iki versiyonda aktarılmıştır. Daha kısa olanı Muhammed Ragıp et -Tabbah (Halep 1346/1928) tarafından tahkik edilmiştir. Uzun olanı en az iki yazmada korunmuştur (British Museum, Suppl. 684, ve San’a Maktabat Abdarrahman ash - Shami; krş. Yemen Film Kolleksiyonu Kahire, el- kütüp F 299). Daha uzun versiyon başlıca tasarım argümanının bazı eski iyileştirmeleri, özellikle Hıristiyan   yazar tarafından zikredilmek  tedir; bu H.A.R. Gibb tarafından tahkik edilmiştir (Goldziher Memorial Volume, I, Budapest 1948, s. 150). Metnin otantikliği Ch. Pellat tarafından sorgulanmıştır  Kelam Araştırmaları 12:1 (2014) 385 ____________________________________________________________________________ Fakat mesele bu arg ümanlar değil onların niyetidir. Ebü’l - Hüzeyl, kendi sistemini geliştirirken ateistlere karşı savaşmadı;   aksine evrenin ezeliliğine ve zamanın hiç bitmeyecek karşı konulmaz salınmasına , feleğ e ve dehre tapınanlara, İ ran ’ın her türlü düalistlerine, özellikle de Sasani Zurvanizm ’ inin son taraftarlarına karşı savaştı. Dolayısıyla o, Tanrı’nın varlığını kanıtlama niyetinde değildir  , zira onun karşısındakiler şöyle ya da böyle zaten inanan inanıyorlardı ; o daha ziyade bu i nancı   evrenin geçiciliğini çıkarmak için  postulat olarak kabul etti. 8   Câhız’a yanlış olarak atfedilen bu eser, daha ziyade , onun ödünç alınan öneklerinin  sonu gelmez çoğalmasıyla , T anrı’nın ilmini ve düzene sokan   etkinliği ni kanıtlar ki , O’nun varlığı,  bir kez daha, hiçbir kuşkuya mahal bırakmamaktadır.   Tanrı’nın varlığı , diyor Ebü’l - Hüzeyl, “ zorunlu ”    bir bilgidir, bir bakıma herkes ona sahiptir ve bundan hiçbir şekilde kaçınamaz. Aynısı O’nun varlığına götüren delil için de geçerlidi r; bu delil de aynı şekilde   “ zorunlu ”  ve doğrudan doğruya  ap açıktır. 9   Ebü’l - Hüzeyl Tanrı’nın varlığı bilgisine sahip olmayan birini düşünememektedir; insan uygun usavurma kapasitesine ulaştığında,  bu fikri geliştirecektir,   çünkü Tanrı’nın varlığına delil ile  bunu kabul etmek arasında bir durak olsa da,  bu daha öte bir düşünce yi ima etmemektedir; delilin kendisi ve onun bir delil oluşu gerçeği göze doğrudan sıçrayacaktır. Delil açık bir kavrayış   koşulundan daha fazlası değil dir. Bu, iki farklı şeyin garip bir kombinasyonu olarak görünmektedir:   Tanrı’nın varlığını kanıtlamak    zorunda oluş   konusundaki dürtü   ve Tanrı’nın   varoluşsal bir aksiyoma  benzer bir şey olduğuna   yönelik   itimat . Gerçekte orada  teorinin daha az skolastik formuna götüren   erken bir aşaması vardır  . Biz bunu Emevilerin hilafetinde Şam’da   yaşayan Gayla n ed- Dımeşkî’de buluruz. O özgür iradeye olan inancı veya   daha büyük ihtimalle de Halife Hişam b. Abdülmelik (105/724-125/743) zamanının (Arabica, 3/1956/159), fakat en az daha uzun versiyonu H.A.R. Gibb tarafından savunulmuştur. Pellat’ın, kitabın üslubu Câhız’ın normalde kullandığından çok farklı, şeklindeki argümanı daha kısa versiyon aynı türdeki daha eski eseri basitçe kopyalamaktadır gerçeği karşısında gücünü kaybetmiştir: Hıristiyan  Cibril b. Nuh al- Anbari tarafından yazılan    K. el-  Fikr ve’l  - i’tibar    yazma halinde İstanbul’da korunmaktadır, Ayasofya 4836 (fol. 160a - 187b). Cibril b. Nuh, Câhız’ın çağdaşıydı; o kitabını Halife Mütevekkil (232/847 - 247/861) zamanında Câhız sonraki yazılarını yayımladığı esnada yazdı. Bu nedenle Câhız’ın metni bir giriş ve bazı açıklamayıcı ifadelerle basitçe adapte etmesi mümkündür. Bununla birlikte biz, bir Mu’tezile teoloğu olarak onun açıkça Hıristiyan   kaynaklara referansta bulunduğunu kabul edeceğiz. 8   krş. Abdülkahir el - Bağdâdî, el-Fark beyne ’l  -firak  , Kahire 1328/1910, s. 104, 4 vd. / (ed. Muhammed Muhyiddin Abdülhamid), Kahire t.y., s. 124, 1 vd; trs. K. Chambers Seelye,  Moslem Schisms and Sects,  New York 1920, 127. 9   krş. Bağdâdî  , el-  Fark beyne’l  -firak,   s. 111, 15 / s. 129, 12; Bağdâdî, Usulü’d  -Din   (İstanbul 1928) s. 32, -14 .  386 Prof.Dr.Josef vann Ess, Çev. Yrd.Doç.Dr. Mehmet BULGEN   ____________________________________________________________________________  politik sonuçlarından dolayı idam edildi. 10  O, Tanrı’yı    bilmeye yönelik iki tür bilgiyi  birbirinde n ayırdı: O na göre,  sadece  bir Müslümanın sahip olduğu bir Tanrı’ya dair  bilgi vardır  : Peygambere vahyedilenin ima ettiklerine inanç    böyledir  . Fakat bu onun için ancak Tanrı’ya yö nelik “ ikinci ” bir bilgidir, çünkü ondan önce var olan diğer  birincil bilgi vardır   ki, bu insanın doğasının en başlangıcında (fitrî) ima edilen yaratılmıştık   dene yimiyle özdeştir. Ö yle ki bu bilgi için peygambere ihtiyaç duyulmaz ve  buna Müslüman ol unmadan da sahip olabilir. Bu bilgi aklî spekülasyon lar [nazar ve istidlal] tarafından değil, fakat Allah’ın  bir fiili (fi’l Allah)   ile kazanılır. B u nedenle, E  bü’l - Hüzeyl’in varoluşsal aksiyomu gibi zorunlu , sadece henüz berberinde onu rasyonalize etmeyi deneyen bir delille gelmemektedir. 11  F ikir Kur’an’dan türemiş  olabilir. “Gökleri n ve yeri n yaratan Allah hakkında   şüphe mi var?” (İbrahim, 14/ 10); ve Tanrı’nın varlığına yönelik bu ilk bilgi ye dayanarak Peygamber Muhammed kendi mesajını yani “Tanrı’nın varlığa dair ikinci  bilgiyi ”  temellendirdi. Fakat H ı ristiyan teolojisindeki gibi, Müslüman  teolojik iddial arı genelde   doğrudan   doğruya   Vahye dayalı değildir. Orada başka şey de vardır: Biz, Gaylan’ın ayrımının, O rigen ve İskenderiyeli Clement ’teki 12  Kilise B abalarında bulunan benzer ayırı mlara kadar geriye gittiğinden emin olabiliriz . Gaylan  bir Kıptî   geçmişten  gelmektedir. Hatta biz geçmişe çok daha derin bir şekilde dalabiliriz: Stoacılıkta Tanrı mehumu    bu şekilde ki “aşılanmış” ,  büyüy en bir tecrübe ile bilincine varılan  ortak fikirlere (Koini ennoai) aittir  . Öyle  ki burada kendi eksik  liğinin farkına varılması mutlak mükemmellik varsayımı tarafından dengelen miştir. 13   Güçlü şekilde Stoa  fikirleriyle dolu Kilise B abaları sadece , orada evren sel deneyimden aşkın bir şey daha vardır görüşünü ilave etmeyi uygun  buldular: göz leri bu deneyimin ikinci ve daha derin içeriklerin bilgisine açan   “vahiy” ! Bu, Gaylan ed- Dimeşki’nin teoriye alışkın   göründüğü  formda ydı. Ebü’l - Hüzeyl bunu kabul etmektedir  , fakat daha fazla  bilimsel zihniyete sahip olmanın refleksiyle delil hakkında konuşmaya başlamaktadır  . Dahası  o, e rken dönem İslâ m teolojisi için eşit derecede karakteristik olan bir şeyi yapmaktadır: fikrini fıkhî  (juridical) bir sonuçla desteklemektedir  . Bu ilk aşama, diyor o, kişinin kendini ve  bununla Tanrı’yı bildiği yerdir; daha sonra ise   kişinin Tanrı’nın niteliklerini ve  buyruklarını bilme şansına sahip olduğu   ikinci aşama gelir   (Gaylan ’ın “ ikinci  bilgisi ” ). Ve en sonunda eğer birisi inanmadan ölürse, 14  Ta nrı’nın bilgisinin fıtrî   10   krş. Ch. Pellat, “Ghaylan b. Muslim”,  EI  2 ; benim  Anfange Muslim Theologie , Beyrut 1975, s. 177 vd. 11   krş. Eş’arî,  Makâlâtü’l  -  İslâmiyyîn , (ed. H. Ritter), İstanbul 1927, s. 136 vd.; Abdülkâhir el- Bağdâdî, Usûlü’d  - dîn , s. 32,11 vd.; el-  Fark beyne’l  -firak  , 194, 6 vd. 12   krş. M. Seale,  Muslim Theology , London 1964, s. 20. 13   krş. M. Pohlenz,  Die Sto a, Göttingen 1948, s. 59 ve II, 34 vd.   14   krş. Bağdâdî, el-  Fark beyne’l  -firak  , 111, 129, -6 vd. (- 5 satırda yalzemuhu dan once lâ haklı olarak dahil edilmemiş); ayrıca şununla bağlantılı, Kâdî Abdülcebbâr, el-  Muğni , XII  Kelam Araştırmaları 12:1 (2014) 387 ____________________________________________________________________________ oluşu, O’nun vahyini ciddiye almayan da dâhil   olmak üzere Tanrı’nın herkesi cezalandırmak üzere yargılamasını meşru kılacağı anlamına gelir. Dolayısıyla insan Tanrı’nın zatı (nature)   hakkında nazar ve istidlalde bulunmak ve onun buy ruklarını istemek  le yükümlüdür  , çünkü   onun varlığını en baştan, hayatının ilk deneyimleri düşünmeyi mümkün kılacak bu ortak fikirleri kalıp haline  g etirdiğinde bilmektedir  ! Bir teolog ola rak Ebü’l - Hüzeyl her ne kadar izlerini S toik kö kenlerde  bulabileceğimiz bir fikri kullansa da , bir filozoftan daha ziyade bir fakihtir. Onun asıl  ilgisi “ teklif  ”  yani İlahî   kanun altında ki yükümlülüktür. 15   Ancak şu da var ki,  bilhassa felsefi bir fikirle karışımı nedeniyle, bu fıkhî   hüküm evrensel olarak uygulanamaz: bir kimse Tanrı fikrini geliştirmeye yükümlü tutulamaz, çünkü o buna ta  başlangıçtan itibaren sahiptir. Maalesef bundan, ölüm sonrası  (A hiret) için [Tanrı’ya inanmasının karşılığı]  bir ödül istenemeyeceği sonucu   da çıkar; kişi  ancak kendi özgür iradesi yoluyla işlediği fiillerinden dolayı mükafatlandırılır. Bu sonuç halihazırda   Tanrı’nın varlığı için geliştirilmiş olan  delillerden çok daha kafa karıştırıcıydı . O halde n için bu apriori teoriden vazgeçilmesin ? Ebü’l - Hüzeyl’in çoğu çağdaşının ve takipçileri nin açıkça yaptığı şey de  budur. Onlar rasy onalizme doğru  kayan genel tr  endi takip ettiler ve Tanrı fikrini  birinin cezalandırmayı hakkedecek bir fiil yoluyla, yani nazar-istidlalle kazanabileceği   şeklinde anladılar. Düşünmek insan fiilinin özel bir türünden başka  bir şey değildir. F iil için kapasiteye [istitaat] ihtiyaç duyulur ve kapasite sağlık yol uyla, bedenin ve zihnin sağlığıy la verilir. Bununla birlikte hiçbir fiil , insanla aynı şekilde ilişkili değildir: doğrudan doğruya kendiliğinden icra edilen fiiller olduğu gibi, bir vasıta yoluyla takip edilenler de olabilir. 16   Birini dövmek ile ona acı vermek arasına bir fark    söz konusudur: acı dövme yoluyla meydana gelir; onun tarafından “doğurulur” (müvelled, mütevellid). Aynı şekilde b ilgi de bu anlamda düşünme vasıtasıyla “doğ urulur  ”. Aslına bakarsak, insan sadece birincil fiili üretir  : o düşünür   veya döver; bilgi ve acı sonuçlardan başkası değildir. Fakat o , bu sonuçlardan eşit derecede sorumludur  : eğer bir kimse    bir ok fırlatırsa ve  bu ok birini öldürürse , yani  bir insanın ölümünü “doğurursa” , o sorumludur; ve hatta o, bu esnada  başka b ir ok tarafından vurulsa ve bunun tarafından öldürülse bile  sorumludur  . Örnekte de gösterildiği üzere , o kendisi, “doğurma” fiili [tevlîd] üzerinde doğrudan etki edecek herhangi  bir çabada bulunmayabilir; olay gerçekleştiği  an da o ölmüş olabilir. Fakat (en-  Nazar ve’l - me’arif, ed. İbrahim Mazkur, Kahire ty.) s. 196, - 19 vd.; ve İbn Kuteybe, Te’vilü muhtelifi’l  -hadis , Kahire 1326, s. 55, -6 vd. 15   Bu fikrin Mu’tezile teolojisindeki önemi için bk. Abdülkerim Osman,  Nazariyatü’t  - teklîf erâü’l  - kâdî Abdülcebbârü’l  - kelâmiyye , Beyrut 1971. 16   Bu teori için temel Bişir b. el - Mu’temir’e dayanır; krş. R. M. Frank,  Atti del III. Congresson di Studi Arabie Islamici Raello 1966, ’nın içinde, Naples 1967, s. 320.  
Advertisement
Related Search
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks